10 Mayıs 2008
ANESTEZİ
İddia; Sinir hücreleri elektrik değil, ses iletimi yapıyorlar.
Kaynak;
Livescience, Mart 2007'de yayınlamış bir makale bu. Araştırmanın Biophysical
Journal'da yayınlanacağı söylenmişti ama hala yayınlanmış değil. Merakla
beklemekteyim.
Kısaca konuyu şöyle özetleyebiliriz;
Bu iddianın temeli anestezinin nasıl çalıştığının hala tam olarak bilinmemesinde
yatıyor. Anestezi bilindiği üzere ameliyatlarda hastanın acı duymamasını
sağlamak için çeşitli kimyasal maddelerin kullanımı demek. Eter, kloroform gibi
maddeler sadece beyni uyutmakla kalmıyor aynı zamanda kan dolaşımını ve nefes
almayı da etkiliyorlar. Sinirler yağ ve proteinlerle sarılmış durumda. Şimdi
ilginç nokta şu; bu yağlar zeytinyağı ile aynı özellikteler. Bu sebeple
anestezide kullanılan maddelerin zeytinyağında eriyebilme özellikleri var.
Bilinen bu kadar. Bu maddelerin sinirlere etkisi nasıl oluyor bu bilinmiyor.
İşte tam bu noktada yukarıdaki iddia şöyle sağlam bir argümana dayanarak devreye
giriyor; "Eğer sinirler elektrik iletimi yapsalardı termodinamik kanunlarına
göre ısı üretmeleri gerekirdi. Ancak bu olmuyor. Bu durum sinirlerin elektrik
değil, bizzat ses dalgalarını ilettiklerini gösterebilir." Ancak hali hazırda
bütün biyoloji kitapları sinirlerin elektrik ilettiğini söylüyorlar. Hmm?
Elektriğin kontrole alınıp, kullanıma geçmesi hemen hemen bütün diğer bilimlere
etki yapmış gibi. Yani elektrik bilimsel anlayışa bir paradigma teşkil etmiş.
Ancak yukarıdaki yaklaşım hayatın elektrikten oluşmadığına dair bir kapı
aralamayı öngörüyor. Bütün bu dünya savaşları, yaşadığımız kepazelikler hep
enerji kaynaklarının paylaşımıysa eğer, bunun sorumlularından biri de elektrik
olsa gerek. Acaba önümüzdeki yıllar yeni bir enerji kaynağı olarak sesi gündeme
getirebilir mi? Bence evet...
Demek ki aslında açıklanamayan bir biyolojik fenomenin "elektrik" paradigmasıyla
geçiştirilmiş olma ihtimali önümüzde. Yani aslında açıklanamamış bir şey
açıklanmış gibi davranılmış senelerce. Tabii ki sıradan insanlar bunun dibini
karıştıramadıkları için bu "bilgi" büyük bir "güç" haline dönüşmüş. Şimdi
birileri çıkıyor diyor ki "sinirler elektrik değil ses iletirler". Bunca kitap
yeniden mi yazılacak? Tüm bu paradigma, inanç sistemi dibinden mi sarsılacak?
Hemen değil elbette... Ancak işin bir de şu yönü var; diyelim ki sinirlerin ses
ilettiği kabul edildi. Bunun bir önceki paradigmadan daha doğru olduğunun ispatı
nasıl yapılacak? Zira bu sav aynı "güç çevresinin" yeni bir önerisi değil mi?
Yine şüphe kapılarını açtım sonuna kadar...
Yeni anestezi yöntemleri kimyasal maddeler yerine Philip Glass'ın müziğini
kullanabilir mi? Anestezi kavramını biraz genişletip bunu toplumlara yayarsak
acaba ses ve müzik hali hazırda toplumsal anestezik olarak kullanılıyor olabilir
mi? Hayır mı? Çok müzik dinliyor olmayasınız? :)
Maruz kaldığımız ses ve müzik hepimizi şekillendirir. Düşüncelerimizi zaten
şekillendirir de, şimdi bir de fiziksel etkisi ortaya çıkmaya başlıyor yavaş
yavaş. Daha beteri tüm algımızın bizzat ses dalgalarıyla çalıştığı ispatlanırsa
şaşırmam (zaten beklentim bu). Bilmem kaç bin sene önce Çinlilerin zaten anlamış
oldukları gibi. Kafa hala elektrikçiyse bu olası gelişmeyi anlamak kolay
olmayacaktır, bu doğru. Oysa her bebek hayata duyarak başlar. Umarım bir zil
çalmıştır.